Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda 24 Kasım Anadolu Lisesi Tarih Öğretmeni ve Türk Ocakları Osmaniye Şube Başkanı Mehmet Çetinkaya tarafından “Kıbrıs Adasının Tarihi, Stratejik Önemi ve Kıbrıs Meselesi” konulu konferans verildi. Kütüphane salonunda gerçekleştirilen konferansa Kurum Müdürü Ertuğrul Kozanlı, Kurum Öğretmeni Adem Çimen, Kurum Personeli ile hükümlü ve tutuklular katıldı. Dinleyicilere “sizlerle konferans vesilesi ile bir arada olmaktan son derece onur duyuyorum.” diyerek sözlerine başlayan Çetinkaya konferansında “Kıbrıs Adası Akdeniz’in üçüncü büyük adasıdır. 9282 kilometrekare alana sahip olup, Türkiye’ye 70 km, Yunanistan’a 965 km ve Girit Adası’na 550 km mesafededir. Üçüncü zamanda Anadolu ile birleşik olan adanın, dördüncü zamanda İskenderun Bölgesinden koptuğu ifade edilmektedir.
Kıbrıs Adası Jeopolitik konumu nedeniyle Doğu Akdeniz’de bölge devletleri arasında mücadele sebebi olduğunu belirten Çetinkaya “Sırasıyla Mısırlılara, Roma İmparatorluğuna ve Araplara ev sahipliği yapan Kıbrıs Haçlı Seferleri sırasında İngilizler tarafından işgal edilerek bir krallık kurulmuştur. 1489 yılında Venedikliler tarafından işgal edilen Kıbrıs, 1571 yılında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbinde yenilen Osmanlı Devleti Ada’yı 1878 yılında İngiltere’ye geçici olarak devretmiştir. 1. Dünya Savaşı başlangıcında İngiltere Kıbrıs’ı tek taraflı ilhak etmiş, Lozan Anlaşması ile Türkiye Kıbrıs’ı İngiltere’ye bırakmıştır.”
Bu Megola İdea fikri tarihte iki büyük başarısızlık yaşamıştır. Bunlardan ilki1922 yılında kurtuluş Savaşı sonucunda Yunanlıların Anadolu’dan atılması , ikincisi ise 1974’te yapılan Kıbrıs Barış Harekatı ile Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakının önlenmesidir. 9 Eylül 1922’de İzmir’de denize gömülen Megola İdea ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra Ege Denizi’nde bulunan 12 adanın Yunanistan’a verilmesi ve Kıbrıs Adası’nın yunanlaştırılması faaliyetleri ile yeniden hortlamıştır.
Kıbrıs’taki Türk varlığına son vermeyi düşünen Rumların 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Megola idea çerçevesinde Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını, Yunanistan’ın Türkiye’yi güneyden de kuşatarak O’nu adeta Anadolu Yarımadasına hapsetmesini ifade eden Enosis’i gerçekleştirme hayalinde olduklarını ve bu hayalin gerçekleşmesi için adada Türklere soykırım yaptıklarını vurgulayan Çetinkaya şöyle devam etti: Kıbrıs tarihte en fazla Türk idaresinde kalmıştır ve Anadolu’nun bir parçasıdır. Adanın Türkiye açısından stratejik önemi büyüktür. Doğu Akdeniz’in güvenliği ve Türkiye’nin güney sahillerinin korunması bakımından mühim bir yerdedir. Adayla bütün dünya ilgilenmektedir. Türkiye için ada milli bir davadır ve devlet politikası olmuştur.
Bu durum üzerine Türkiye garantör devletlerin üzerine düşeni yapmaması üzerine 20 Temmuz 1974’te Ada’ya tek taraflı olarak müdahale etti. Harekat sonucunda Kıbrıs’ta EOKA terör örgütünün başlatmış olduğu tedhiş hareketlerine son vermiş, adaya barış ve huzur getirmiştir.
Annan planının sakıncalarını anlatan ve AB sürecinde Türkiye’ye bir ön şartmış gibi dayatılan Kıbrıs meselesinde yetkililerin dikkatli bir siyaset izlemesi gerektiğini belirten Çetinkaya ; gelinen noktada ABD ve AB’nin Rum yanlısı politikalar izlediklerini vurgulayarak adı Kıbrıs Davasıyla birlikte anılan Denktaş’tan övgü ve minnetle bahsetti. 1974 Barış Harekatının gerekliliğini anlattı. Halil İbrahim Karaoğlanoğlu ve tüm Kıbrıs şehitlerine Allahtan rahmet dileyerek gazilerimize de minnet ve saygılarını sundu.
Hükümlü ve tutukluların ilgiyle dinledikleri konferans sonunda bazı tutuklu ve hükümlüler Konuşmacı Mehmet Çetinkaya’ya konuyla ilgili çeşitli sorular sordular. Hükümlü ve tutukluların coşkulu alkışları ile konferans sona erdi.